English
 

Neden Türk Bankacılık Sistemi?

  • Türkiye ekonomisinin son dönemde yaşadığı güçlü büyüme ve ekonomik faaliyetlerindeki artış, finansal ürün ve hizmetlere olan ihtiyacı da giderek arttırmış ve böylece finansal faaliyetleri de geliştirmiştir. (Yıllık ortalama GSYİH büyümesi, 2003-2020: 5.2%)
  • Türk bankacılık sektörü sağlam hukuki ve kurumsal yapısı ile ülke ekonomisinde önemli bir yere sahiptir
  • Türkiye’de 2000’li yılların başında yaşanan yerel ekonomik krizin ardından, uygulamaya alınan düzenleyici reformlar ve yapısal değişiklikler, sektörün bugünkü sağlıklı ve dayanıklı bir yapıya kavuşmasında büyük bir rol oynamıştır.
  • Bu reformlar yatırımcı güvenini arttırmış, böylece bankacılık sektörü yabancı yatırımın %33’ünü çekerek 2003-2020 yılları arasında en fazla doğrudan yabancı yatırım çeken sektör haline gelmiştir.
  • Yine bu reformlar sayesinde bankaların güçlü bir finansal yapıya kavuşturulması sağlanmıştır. Bankacılık sektörünün sağlam sermaye ve likidite yapısı, yüksek likidite seviyeleri ve güçlü finansal göstergeleri, başarılı risk yönetimi anlayışı sayesinde istikrarlı şekilde devam etmektedir.
    • Türk bankacılık sektörü 2002-2020 yılları arasında hem karlılıkta (Yıllık ortalama ~ 17% büyüme) hem de bilanço büyüklüğünde (Yıllık ortalama ~ %19 büyüme) çift hane büyüme oranları yakalamış olmasına rağmen güçlü sermaye yapısından ödün vermemiş ve sermaye yeterlilik oranlarını yasal limitlerin üzerinde tutmaya devam etmiştir.
  • Sektör için sermaye ve likidite yapısı 2020 yılında da ön plana çıkmaya devam etmiştir. Türk bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranı 2020 yılını %18 gibi oldukça güçlü ve yasal limitlerin oldukça üzerinde bir seviyede tamamlamıştır. 2021 yılında sektör bu güçlü yapısını muhafaza etmeye devam etmektedir, sermaye yeterlilik oranı Haziran 2021 itibarıyla %17 seviyesinde bulunmaktadır.
  • Türk bankacılık sektörünün diğer bir güçlü ve belirleyici yanı yeterli ve tatminkâr likidite yapısıdır. Hatta sektörün likidite yeterlilik oranı yasal limitlerin oldukça üzerindedir. Haziran 2021 itibarıyla, likidite karşılama oranı %148 seviyesinde bulunmaktadır.
  • Son yıllarda yaşanan bu güçlü ve hızlı büyümeye rağmen sektör hala yüksek oranda yatırım, büyüme ve gelişim imkânı sağlamaktadır.
    • Türk bankacılık sektörü finansal tabana yayılma konusunda benzer ülkelerin gerisinde kalmaktadır ve büyüme için hala yüksek potansiyel içermektedir.
      • Penetrasyon oranları benzer ülkelere göre hala oldukça düşük seviyelerdedir. Kredi/GSYİH ve Mevduat/GSYİH oranları sırasıyla %68 ve %66 seviyelerinde bulunmaktadır (Euro Bölgesi: %104 ve % 116*).
      • Henüz bir banka hesabı olmayan yetişkin bireylerin nüfus içerisindeki oranı 2017 itibarıyla Türkiye’de %31 iken Euro Bölgesi’nde %5 seviyesinde bulunmaktadır.
    • Türk bankacılık sektörü, teknolojik gelişmelerin ışığında değişen müşteri beklentilerine cevap verebilmek için son yıllarda ağırlıklı olarak teknoloji ve finansal teknoloji ürünlerine yatırım yapmaktadır. Dolayısıyla sürekli değişen, gelişen ve dinamik bir faaliyet ortamına sahiptir.
  • Türkiye’de faaliyet gösteren 55 banka bulunmaktadır (34 mevduat bankası - 2 tanesi TMSF kontrolünde, 15 kalkınma ve yatırım bankası ve 6 katılım bankası). Bu 55 bankanın 28’i yabancı sermayeli banka statüsündedir.

*ECB, 2020
** Dünya Global Findex Veritabanı

 
Bu içerik size yardımcı oldu mu? Evet Hayır